| Friedrich Engels | İsmet Özel |
| Murray Bookchin |
|
| Stirner
için
ne dediler?
katkıda bulunmak isteyenler bu sayfaya yazı yollayabilir ya da kaynak önerebilirler |
|
tek (Tr. Bilgibilim) Çifti oluşturan iki şeyden biri... Tek (Osmanlıca Vahit, Fransızca Impair) deyimi, antikçağ felsefesinde Pitagoras, Parmenides, Platon, Aristoteles ve Plotinos taraflarından kullanılmıştır. Ama deyimi ünlendiren Biricik ve mülkü adlı yapıtıyla Alman idealisti Max Stirner (1806-1856)’dir. -Türkçe Sözlük -
Stirner, ne bir şeytan ne de bir çılgındı, o, daha çok sakin ve nezihti; gücü ve sözü büyüleyici bir insandı; dünyaya sığmayacak ve dolayısıyla açlıktan ölecek kadar biricikti; o, politik bir önder değildi, sadece iç dünyasında bir asiydi, çünkü onu insanlarla birleştirecek ortak bir dil bile yoktu. - Fritz Mauthner -
Aydınlanma projesininin çöküşünü önceden gören Stirner, Aydınlanma düşüncesiyle birlikte tüm Batı dünyasına Nietzsche’den daha radikal bir tezle karşılık verdi. İşte bu radikal düşüncesiyle kendi çöküşünü kendi doğurdu. - H. İbrahim Türkdoğan -
|
Daha önce Stirner, Tanrıyı yıktıktan sonra, insanda her türlü Tanrı düşüncesini de yıkmak istemişti. Ama, Nietzsche’nin tersine, yoksayıcılığı hoşnuttu. Stirner çıkmazda güler, Nietzsche duvarlara saldırır. (...) Ona göre, bütün bu putlar aynı dar kafalılıktan, ölümsüz düşüncelere inanmaktan doğmuştur, bu yüzden, ‘savımı hiçbir şey üzerine kurmadım’, diye yazabilmiştir. (...) Stirner’le, başkaldırıya hız veren edimi bütün kesinlemeleri karşı konulmaz bir biçimde bastırıverir. Aktöre bilincini tıkayan tanrısalın bütün yedeklerini de süpürür. “Dış öbür dünya süpürülmüş, ama iç öbür dünya yeni bir gök olmuştur “ der. Devrim bile tiksindirir bu başkaldırmışı, evet, her şeyden önce devrim. (...) Böylece, dünyanın yıkıntıları üzerinde kral-bireyin acı gülüşü başkaldırı anlayışının son utkusunu örneklendirir. Ama, bu son noktada, ölümden ya da dirilişten başka hiçbir şeye olanak kalmamıştır artık. Stirner, onunla birlikte de bütün yoksayıcı başkaldırmışlar, yıkmanın sarhoşluşu içinde, son noktalara koşarlar. Ama çöl görününce, burada ayakta kalabilmeyi öğrenmek gerekir.
Hıristiyanlıktan önce insan, dinin ve toplumun kölesi değildir. İnsanın özel yaşamı değerlidir. Ama bu dönemde insan, doğanın sultası altındadır. Hıristiyanlıktan sonra ise, doğa kaşısındaki kölelik, bu kez Allah karşısındaki köleliğe dönüşür. Stirner, çağdaşlarının belki, Allah’ın egemenliğini yıktıklarını, ama onu yeni bir kölelikle değiştirdiklerini söyler. Bu yeni kölelik Stirner’ e göre devlete, yasaya ve insanliğa boyun eğme biçiminde görülür. Kısaca insan, ardarda, bir kez evrene, bir kez dine, bir kez insana köle olur.
Hiç bir kitap Biricik İnsan ve Özelgesi kadar kötü anlaşılmış değildir. Kimilerinin dedikleri gibi kökeni belli olmayan ve hiçbir yıldızlar takımına bağlı bulunmayan bir çeşit ”felsefi kuyruklu yıldız” olmamakla birlikte bu kitap, dolu dizgin gidişinin sonuna varmak üzere olan Hegelciliğin şaşırtıcı, fakat kuşkusuz, yine de doğru ve sağlam bir ürünüdür. Bu nedenle, içinde ateşten harflerle işlenen öğretinin anlaşılması için de bu felsefi hareketin ögelerine, yani yabancılaşma ve sahiplik (réappropriation) kavramlarına başvurmak gerekir. (...) Stirner saltık özgürlügü yüceltmekte, fakat özgünlüğe saltık hak iddia etmektedir. Stirner, topyekun bası bozukluğu yaymaya çalısmamakta, fakat hiçbir soyut kuralın yokedemeyeceği biricikliği açıklamaktadır. Stirner’in önerdiği baskaldırı bir iç baskaldırıdır; bize bir görüs değisikliği sağlayacak olan, kendi biricikliğimizin bilincine eristir. (...) Yalniz kendi Ben’imizin bilinci, ama öteki Ben’lerin yanındaki bir Ben’in değil de tanımlanamaz bir Ben’in, “biricik” bir Ben’in, dolayısiyle her türlü ortak önvarsayımdan vazgeçen bir Ben’in bilincidir ki bizi Stirner’in “Benim kisisel yararım” dıye adlandırdığı seye ulastırır.
Burjuva bireyciliğinin ve başsızcılığının kurucularındandır. (...) Anamalcı burjuvazinin düşünüp de söyleyemediklerini böyle tepeden inme açıklamış olması, Max Stirner’i birdenbire dünya çapında ünlendirmiş ve kendisine bir hayli övgüler düzülmüştür. (...) Stirner’in toplumsal ülküsü, herkesin başkasını sadece kendi amacına ulaştıracağı bir araçtan ibaret gördüğü bir benciller toplumuydu. Ona göre tarih düşüncelerin ürünüydü, birtakım kavramların ortadan kaldırılmasıyla toplumsal ilişkiler de değişebilirdi. Ben’in benliği ancak, titizlikle korunması gereken, özel mülkiyette dileğelebilirdi. Bütün dünyayı kendisine malettiği halde yoksulluk içinde ölen Stirner, deyimin tam anlamıyla bir “hamkafa”dır.
O denli övülen Biricik İnsan ve Özelgesi, bir 'kılçıklı börek'ten başka şey değilmiş.
Stirner'e bakın, her tür baskının düşmanı şu sakin Stirner'e bakın / Şimdilik bira içiyor ama yakında su niyetine kan içecek, / ötekiler “Kahrolsun Kral” diye vahşi çığlıklar atar atmaz / Stirner “Yasalar da kahrolsun” diye tamamlıyor hemen.
Yaşamtarzı anarşizminin, "uyuşturucu" bir kendini aldatmaca olduğu en iyi, Max Stirner'in The Ego and His Own adlı kitabında görülebilir; burada, kutsal "benliğin" tapınağında egonun "biriciklik" iddiası, John Stuart Mill'in liberal softalıklarını kat kat aşar. Aslında, egoizm, Stirner ile birlikte bilgi teorisinin bir sorunu haline gelmiştir. Ego and His Own'u dolduran çelişkiler ve üzüntü verici bir biçimde tamamlanmamış ifadeler labirentinde yolunu bulan insan, Stirner'in "biricik" egosunun bir efsane olduğunu, çünkü kökenlerinin görünüşte "öteki"nde -toplumun ta kendisinde- bulunduğunu anlar. "Hakikat senin gibi adım atamaz" diye egoiste seslenir Stirner, "hareket edemez, değişemez, gelişemez; hakikat herşeyi senden bekler ve alır ve senin sayende vardır; çünkü o yanlızca -senin kafandadır. Stirnerci egoist, aslında nesnel gerçekliğe, toplumsallığın olgusallığına ve böylece de kökten toplumsal değişikliğe, burjuva pazarlarının saklı canavarlarının ortasında kişisel tatminin ötesine geçen tüm etik kriterlere ve ideallere veda eder. Bu dolayım eksikliği, somutun varlığının yanısıra, Stirnerci egonun kendi otoritesini de sarsar -benliğin toplumsal kökenlerini ve tarih içindeki oluşumunu göz ardı edecek kadar kapsayıcı bir iddia.
|